Mersin’de yazın beslenme düzeni kendiliğinden değişir. Öğlen iştah kaçar, akşam geri gelir, su içmeyi unutursunuz, hafta sonları plajda ya da yaylada dağılır. Bu sayfada bu değişime karşı koymak yerine ona uygun bir düzen kurmaktan söz ediyoruz: suyu gün içine yaymak, öğle yemeğini hafifletmek, akşamı abartmamak ve dışarıda geçen günlere hazırlıklı çıkmak.
Burada yazanlar genel öneriler, tıbbi tavsiye değil. Bir sağlık sorununuz varsa sıcak aylardaki düzeninizi hekiminizle konuşun.
Yaz burada başka türlü geçer
Mersin’de yaz erken başlar ve sonbahara kadar uzar. Sıcağa bir de nem eklenir; gölgede oturduğunuz halde üstünüz ıslanır, gece bile hava pek serinlemez. Bu tempoda insanın yemekle ilişkisi de değişir.
Pek çok kişi yazın daha az yediğini düşünür, ama gün sonunda hesap pek öyle çıkmaz. Öğlen bir şey yemeden geçirilen saatler, akşam masaya oturunca bir anda kapanır. Gece yarısına kadar balkonda oturulur, karpuz kesilir, çay demlenir. Yani yazın değişen şey çoğu zaman ne yediğinizden çok, ne zaman yediğiniz.
Su: susamayı beklemeyin
Sıcakta ve nemde terle su kaybedersiniz ve günün koşturmasında susadığınızı ancak geç fark edersiniz. En kolay yol suyu gün içine yaymak: sabah kalkınca, öğünlerde, işe ara verdiğinizde. Çantada ya da arabada duran bir şişe bu işin yarısını halleder.
Yanınızda su taşımak alışkanlık işi. İlk birkaç hafta hatırlatıcı kurmak işe yarayabilir. Masanızın üstünde duran bir sürahi de aynı işi görür.
Ne kadar su içmeniz gerektiği kişiden kişiye değişir. Yaşınız, kilonuz, ne kadar hareket ettiğiniz, işinizin açık havada mı kapalı yerde mi geçtiği bunu etkiler. Böbrek ya da kalp hastalığınız varsa sıvı miktarını mutlaka hekiminizle konuşun; bu durumlarda fazlası da sorun olabilir.
Bazı yiyecekler de su ihtiyacına katkı yapar. Karpuz, kavun, salatalık, domates, cacık ve ayran yazın sofrada zaten sık görünür. Ayran ve cacık terle kaybettiğiniz tuzun bir kısmını da yerine koyar, yalnız tansiyonunuz yüksekse tuz konusunu hekiminize sorun.
Şekerli içeceklere, hazır meyve sularına ve buzlu, tatlandırılmış kahvelere dikkat edin. Sıcakta ferahlatırlar ama suyun yerini tutmazlar, günün şekerini de fark ettirmeden yükseltirler. Limonlu, naneli su ya da birkaç dilim salatalık atılmış bir sürahi daha iyi bir alternatif.
Öğün düzenini sıcağa göre kurun
Yazın üç büyük öğün yerine, günün serin saatlerine yayılmış daha hafif öğünler çoğu insana daha kolay gelir.
Kahvaltı sabahın serinliğinde yapılırsa iştahla yenir. Peynir, zeytin, domates, salatalık, yumurta ve ekmekten oluşan bildik bir kahvaltı, günün sıcağına girmeden önce sizi doyurur. Kahvaltıyı atlayıp öğlene kadar sadece çay ya da kahve içmek, öğleden sonra ani açlıkla karşılaşmanın en kısa yolu.
Öğle yemeğinde ağır, yağlı ve sıcak yemekler sıcağın ortasında insanı yorar. Zeytinyağlı bir sebze yemeği, yanında yoğurt, ya da bol yeşillikli bir salatayla biraz bakliyat ya da tavuk daha rahat yenir. İş yerinde öğle yemeğine çıkıyorsanız tantuni gibi bir dürümü salata ve ayranla dengelemek de bir yol.
Öğleden sonra bir ara öğün akşamki açlığı yumuşatır. Meyve, yoğurt ya da çiğ kuruyemiş; hangisinin size uygun olduğunu ve miktarını diyetisyeninizle belirleyebilirsiniz.
Akşam yemeği: hafif ve çok geç olmasın
Mersin’de yazın akşam yemeği çoğu evde günün asıl öğünü. Hava ancak akşam serinler, aile ancak o saatte toplanır. Bu doğal; sorun, öğlen yenmeyenlerin hepsinin akşama yığılması.
Akşam sofrasını hafif tutmanın birkaç kolay yolu var. Izgara balık ya da tavuk, yanında bol salata ve közlenmiş sebze. Zeytinyağlılar ve cacık. Kızartma yerine fırın. Sebze tabağın çoğunu kaplıyorsa gerisini fazla dert etmenize gerek yok.
Saat de önemli. Yemekten hemen sonra yatmak, sıcak bir gecede uykunuzu daha da bölebilir. Akşam yemeğini yatmadan birkaç saat önce bitirmeye çalışın. Geç saatte acıkırsanız bir meyve ya da yoğurt, gece yarısı tantunisinden çok daha hafif gelir.
Balkonda geçen uzun akşamlar ayrı bir konu. Karpuz, çekirdek, kuruyemiş, çay ve tatlı arka arkaya gelir ve kimse saymaz. Masaya bir tabak koyup tabak bitince kalkmak, kâseyi ortada açık bırakmaktan iyidir.
Klimalı odada da susarsınız
Günün çoğunu klimalı bir ofiste ya da evde geçiriyorsanız terlemediğiniz için su içmeyi daha da kolay unutursunuz. Klimanın havası serindir ama kurudur. Masanızda bir şişe su tutmak, çay ve kahveyi suyun yerine saymamak burada da geçerli.
Dondurma ve soğuk tatlılar
Yazın tatlı ihtiyacı çoğu zaman soğuk bir şeye kayar: dondurma, sütlaç, meyveli buzlu içecekler. Bunları yasaklamaya gerek yok. Ama her akşam sahilde bir külah dondurma alışkanlık haline gelirse, plana bir öğün eklemiş olursunuz. Haftanın hangi günleri tatlıya yer açacağınızı diyetisyeninizle konuşmak, her akşam “bugünlük” demekten daha kolay.
Plajda, yaylada, piknikte
Mersin yazının büyük kısmı dışarıda geçer. Hafta sonu sahile inilir, Erdemli ya da Silifke kıyılarında gün boyu kalınır. Toroslar’daki yaylalara çıkan aileler de çok; kimi yaz boyunca orada yaşar.
Plaja giderken su ve meyveyi yanınıza almak, sahildeki büfeye mahkûm kalmaktan iyidir. Soğuk çantaya karpuz, salatalık, haşlanmış yumurta, peynirli dürüm ya da evde hazırlanmış bir makarna salatası koyabilirsiniz. Güneşin altında saatlerce kalacaksanız gün boyu su içmeyi ayrıca hatırlayın; denizde vakit geçerken susuzluk fark edilmeyebilir.
Sıcak havada yiyecekler çabuk bozulur. Et, tavuk, mayonezli salatalar ve kremalı yiyecekleri güneşte bırakmayın. Soğuk çanta kullanın, uzun süre açıkta kalan yiyecekleri atmaktan çekinmeyin. Mangalda pişen eti iyice pişirin ve çiğ etle pişmiş eti ayrı tabaklarda tutun.
Yayla hayatının ritmi biraz farklı. Serin hava iştahı açar, sofralar uzar, hamur işleri ve tatlılar çoğalır. Ama yürüyüş, bahçe işi, köy işleri de artar. Yaylaya çıkıyorsanız bunu diyetisyeninize söyleyin; planı o birkaç aya göre ayarlamak, şehirdeki planı yaylaya taşımaya çalışmaktan daha kolay olabilir.
Hareket de saatine göre
Sahil boyunca yürüyüş yapanları akşamüstü ve sabah erken saatte görürsünüz, sebebi belli. Yazın egzersizi günün serin saatlerine almak daha güvenli, sürdürmesi de daha kolay. Öğle sıcağında ağır egzersiz yapmayın; spor yapıyorsanız öncesinde ve sonrasında su içmeyi unutmayın.
Belirti varsa beklemeyin
Sıcakta baş dönmesi, bulantı, kusma, şiddetli baş ağrısı, kafa karışıklığı, bayılma hissi ya da geçmeyen bir halsizlik yaşarsanız serin bir yere geçin ve vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun. Durum ciddiyse 112’yi arayın. Bu belirtileri bir bardak suyla geçiştirmeye çalışmayın.
Yaşlılar, küçük çocuklar, hamileler, kronik hastalığı olanlar ve düzenli ilaç kullananlar sıcaktan daha çabuk etkilenebilir. Bu gruptaysanız ya da evinizde bu gruptan biri varsa, yaz düzenini hekiminizle konuşmak iyi olur. Bazı ilaçlar sıcakta ya da sıvı dengesinde dikkat gerektirebilir; bunu ilacı yazan hekime ya da eczacınıza sorun.
Mersin mutfağının yazlık ürünlerini nasıl kullanacağınızı Akdeniz sofrası sayfasında, sık sorulan soruları merak edilenler bölümünde bulabilirsiniz.




