İçeriğe geç

Mersin'de diyetisyen seçerken nelere bakmalı

Yakınlık, eğitim, ilk görüşmenin nasıl geçtiği ve gerçekçi sözler. Doğru diyetisyeni bulmak için bunlara bakmanız yeterli.

Son güncelleme:

Kıyı boyunca uzanan deniz ufku ve sahil şeridi

İyi bir diyetisyeni dört şeyden tanırsınız: beslenme ve diyetetik eğitimi almıştır, size ulaşılabilir bir yerdedir, ilk görüşmede konuşmaktan çok dinler ve size süre ya da kilo sözü vermez. Gerisi uyum meselesi. Mersin’de bu dört şeye bakarak arama yapmak, rastgele bir sosyal medya hesabına mesaj atmaktan çok daha az zaman kaybettirir.

Aşağıda her birini biraz açtık.

Önce yolu hesaplayın

Beslenme danışmanlığı tek seferlik bir iş değil. Birkaç hafta, bazen birkaç ay boyunca kontrollere gidip geleceksiniz. Randevuya ulaşmak her seferinde bir maceraya dönüşüyorsa, en iyi niyetli plan bile üçüncü haftada yarım kalıyor.

Mersin’de bu konu biraz daha dikkat istiyor, çünkü şehir kıyı boyunca uzun bir şerit gibi uzanıyor. Yenişehir ve Mezitli gibi merkeze yakın ilçelerde oturuyorsanız seçenekler birbirine yakın durur; çalıştığınız yere ya da çocuğunuzun okuluna yakın birini seçmek çoğu zaman en iyi karardır. Yenişehir’deki diyetisyenlerin listesine bakarak işe başlayabilirsiniz.

Akdeniz ilçesi şehrin eski merkezini, çarşıyı ve liman çevresini kapsıyor. Burada çalışanlar için öğle arasına sığan bir randevu, akşam trafiğine kalan bir randevudan çoğu zaman daha kolay.

Tarsus kendi başına büyük bir ilçe ve pek çok kişi günlük işini orada hallediyor. Her hafta Mersin merkezine inmek yerine Tarsus’ta bir diyetisyenle çalışmak işinizi kolaylaştırabilir. Tarsus’ta çalışan diyetisyenleri ayrıca görebilirsiniz.

Batıya, Erdemli ve Silifke’ye doğru gittikçe mesafeler açılıyor. Bu ilçelerde yaşıyorsanız iki yol var: yakınınızda çalışan bir diyetisyen bulmak ya da ilk görüşmeyi yüz yüze yapıp sonraki kontrolleri çevrim içi sürdürmek. İkisi de olur. Hangisini gerçekten sürdürebilecekseniz o.

Yüz yüze mi, çevrim içi mi?

İlk görüşmede yüz yüze olmanın bir avantajı var. Diyetisyen ölçüm alabilir, sizi daha rahat tanır, siz de onun nasıl çalıştığını görürsünüz. Sonraki kontroller çoğu zaman çevrim içi de yürür, hele yazın kimse öğle sıcağında randevuya gitmek istemiyorken.

Yalnız şunu sorun: çevrim içi takipte ölçümü kim, nasıl yapacak? Evde tartılmak yeterli mi, yoksa belli aralıklarla yüz yüze görüşmek gerekiyor mu? Bunu baştan netleştirmek sonradan yaşanacak kopukluğu önler.

Karşınızdaki kişi gerçekten diyetisyen mi?

Türkiye’de diyetisyen unvanı, üniversitelerin beslenme ve diyetetik bölümünden mezun olanlar için kullanılıyor. Sosyal medyada sık gördüğünüz “beslenme koçu”, “diyet danışmanı”, “wellness uzmanı” gibi unvanlar ise aynı eğitimi göstermiyor. Bu kişilerin bir kısmı iyi niyetli olabilir, ama sağlığınızla ilgili bir planı eğitimini bildiğiniz birine emanet etmek daha doğru.

Sormaktan çekinmeyin. “Hangi bölümden mezun oldunuz?” diye sormak gayet normal bir sorudur ve işini düzgün yapan bir diyetisyen bunu rahatça yanıtlar. Bir hastanede, poliklinikte ya da kendi ofisinde çalışması fark etmez; önemli olan eğitimi ve sizinle nasıl çalıştığı.

Bir de alan meselesi var. Bazı diyetisyenler sporcu beslenmesiyle, bazıları çocuklarla, bazıları belli hastalıklarla daha çok ilgilenir. Sizin derdiniz neyse, bununla daha önce uğraşmış birini aramak iyi bir başlangıç olur. Bunu da yine sorarak öğrenirsiniz.

İlk görüşmede neler olur

İyi geçen bir ilk görüşmenin çoğu soru ve dinlemeyle geçer. Diyetisyen genellikle şunları merak eder: sağlık geçmişiniz, kullandığınız ilaçlar, varsa son tahlilleriniz, iş saatleriniz, kaçta uyuyup kaçta kalktığınız, kimlerle yemek yediğiniz, neyi sevip neyi sevmediğiniz.

Mersin’de yaşıyorsanız bu konuşmaya mevsim de girer. Yazın iştahınızın nasıl değiştiği, akşam yemeğinin kaçta yendiği, hafta sonlarının plajda mı yaylada mı geçtiği planı doğrudan etkiler. Tantuniyi ne sıklıkla yediğinizi ya da kışın mandalinayı kilo kilo mu tükettiğinizi söylemekten çekinmeyin. Saklanan alışkanlık, plana giremeyen alışkanlıktır.

Görüşmeye giderken yanınıza şunları almanız işinize yarar:

  • Varsa son kan tahlili sonuçlarınız
  • Kullandığınız ilaçların ve takviyelerin adları
  • Birkaç günlük yeme düzeninizi not ettiğiniz bir kâğıt ya da telefon notu

Siz de soru sorun. Takip nasıl olacak? Aradaki günlerde bir şey sormak isterseniz nasıl ulaşacaksınız? Görüşmelerin ücreti ve sıklığı ne olacak? Bunları ilk günden konuşmak, ileride beklentilerin çatışmasını önler.

İlk görüşmenin sonunda elinize mutlaka uzun bir liste verilmesi gerekmez. Bazı diyetisyenler önce birkaç küçük değişiklik ister, listeyi ikinci görüşmede hazırlar. Bu bir eksiklik değil; sizi tanımaya zaman ayırdığının işareti.

Hangi sözlerden uzak durmalı

Bazı cümleler duyduğunuz anda kapıdan dönmenizi gerektirir.

“Şu kadar günde şu kadar kilo vereceksiniz” diyen biri, sizi tanımadan bir sonuç vaat ediyor demektir. Vücut, iş temposu, uyku, hormonlar ve günlük hareket kişiden kişiye değişir. Kimse bunu baştan kesin bir rakama bağlayamaz.

Herkese aynı listeyi veren de aynı sınıfa girer. Fotokopiyle çoğaltılmış bir diyet listesi, Mezitli’de masa başında çalışan biriyle Tarsus’ta tarlada çalışan birine aynı şeyi söyler. Bu iş öyle yürümez.

Programın bir parçası olarak sizden belirli bir ürün, çay, toz ya da takviye satın almanızı şart koşan biriyle de dikkatli olun. Diyetisyeniniz bir takviyeye ihtiyacınız olduğunu düşünebilir, bu normaldir. Ama planın tamamı bir ürün satışına dayanıyorsa, ortada danışmanlıktan çok satış vardır.

Bir besin grubunu tamamen hayatınızdan çıkarmanızı isteyen, “ekmek yasak, meyve yasak” diye başlayan yaklaşımlara da şüpheyle bakın. Bazı durumlarda gerçekten bir besinden uzak durmanız gerekebilir, ama bunun bir gerekçesi olur ve size açıklanır.

Son olarak, sağlık geçmişinizi hiç sormayan, ilaçlarınızla ilgilenmeyen birine güvenmeyin. Bu bilgi olmadan yazılan bir plan, en hafif ifadeyle eksiktir.

Bir de vitrin meselesi var. Sosyal medyada öncesi ve sonrası fotoğraflarıyla dolu bir hesap size bir şey anlatmaz; o fotoğraflardaki kişilerin hayatını, sağlık durumunu, ne kadar uğraştığını bilmezsiniz. Bir diyetisyeni değerlendirirken vitrine değil, sizinle ilk görüşmede nasıl konuştuğuna bakın.

Kimler işe hekimle başlamalı

Diyabet, yüksek tansiyon, böbrek ya da tiroit rahatsızlığı gibi kronik bir hastalığınız varsa, hamileyseniz, emziriyorsanız ya da düzenli ilaç kullanıyorsanız önce hekiminizle konuşun. Bu durumlarda beslenme planı tedavinizle uyumlu olmalı ve diyetisyeniniz hekiminizin bilgisi dahilinde çalışmalı.

Yeme davranışıyla ilgili zorlandığınız bir şey varsa, örneğin sürekli kendinizi kısıtlayıp sonra kontrolsüzce yediğinizi hissediyorsanız, bu da hekimle ve bir ruh sağlığı uzmanıyla konuşulması gereken bir konu. Diyet listesi bu tür durumlarda tek başına yardımcı olmaz, hatta işi zorlaştırabilir.

Seçimi yaptıktan sonra

Planın ilk haftaları genelde en kolay kısmıdır. Asıl sınav, düzeninizin bozulduğu günlerde gelir: bir düğün, bayram sofrası, misafirli bir hafta ya da sıcağın bastırdığı ilk temmuz günleri. İyi bir diyetisyen bu günleri plandan sapma diye değil, planın bir parçası diye konuşur ve sizinle birlikte nasıl geçireceğinizi düşünür.

İlk iki üç görüşme size bir fikir verir. Kendinizi rahat hissediyor musunuz? Söylediklerinizin plana yansıdığını görüyor musunuz? Zorlandığınız bir hafta sonrası yargılanmadan konuşabiliyor musunuz?

Cevaplar hayırsa diyetisyen değiştirmek ayıp değil. Uyum bu işin yarısı.

Daha fazla soru için merak edilenler sayfasına, yerel sofranın plana nasıl girdiğini görmek için Akdeniz sofrası yazısına bakabilirsiniz.

Okumaya devam edin